fusarium_bugdayÜlkemizde tahıl yetiştiriciliğinin en önemli sorunlardan biri Fusarium mantarlarının oluşturduğu hastalıklardır. Başak Yanıklığı (Scab), Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğü adını alan bu hastalıklar özellikle buğday ve arpada verimin düşmesine neden olur. Ayrıca bu mantarların bitkiye bulaştırdığı toksinler besin zinciri yoluyla insanlara ve hayvanlara kadar geçebilmektedir. Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğünü oluşturan türler arasında F. culmorum, F. pseudograminearum (Syn: F.graminearum), Bipolaris sorokiniana ve Gaeumannomyces graminis rol oynar. Bu türler içinde F. culmorum en etkilisidir. Esasen Fusarium cinsi 100’ün üzerinde tür içerir. Bu türler bahçe bitkilerinde de etkili olmaktadır. Bu türlerin hızlı ve kolay teşhis edilebilmeleri hastalıktan korunma stratejilerinde ve patojenin kontrolünde önemli bir faktördür. Ancak morfolojik özellikleri çok çeşitli olduğundan Fusarium’ları ayırd edebilmek zordur. Mantarın temel morfolojisi makrokonidi şekli, mikrokonidi’nin olup olmaması/şekli, mikrokonidi’nın zincir yapısının olup olmaması ve konidiyoforlarının tipidir. Sekonder özellikler de vardır (klamidyosporların varlığı gibi). Yaptığımız çalışmalarda Fusarium graminearum ve F. culmorum’u PCR’a dayalı yöntemlerle morfolojiye bakmaksızın teşhis edebiliyoruz. Bu yöntemle Fusarium cinsindeki diğer türleri de teşhis edebilmek olanaklıdır. Bu test kolay, hızlı ve güvenilir olmasının yanı sıra deneysel zorluğu da azdır. Tarla örnekleri doğrudan çalışılabilir. Farklı coğrafyalara dağılmış F. culmorum’un farklı hatları (ırkları) da yine yaptığımız bazı markır teknikleri ile ayırt edilebiliyor. Örneğin Karadeniz bölgesinden aldığımız bir izolat ile Afyon’dakini karşılaştırabiliyoruz. Bunların eşleşme tiplerine (mating locus) bakarak populasyondaki rekombinasyona bağlı polimorfizmi tahmin edebilmek mümkün.

Fusarium enfeksiyonlarına karşı bitkilerin nasıl korunabileceği sorusu ise çok önemli. Fusarium’un nasıl hastalık oluşturduğu günümüzde iyi bilinmektedir. Bitkilerin bu enfeksiyona karşı geliştirdiği savunma yanıtları ise daha az biliniyor. Bu savunma yanıtları bazı özel genlerin anlatımlarının artmasıyla sağlanıyor. Örneğin bitki kitinaz, glukanaz ve tiyonin gibi proteinlerini artırarak mantarın hücre zarlarına zarar vermektedir. Abiyotik stresde artan bazı genlerin de mantar saldırısında arttığı biliniyor. Bu genlerin bazıları artırıldığı (overexpression) zaman mantar enfeksiyonuna dayanıklılık sağlanmaktadır.

Advertisements