DNA çeşitli moleküllere bağlanarak hücre içine taşınabilir mi? Özellikle gen-terapide viral-olmayan vektörler olarak çeşitli makromoleküllerin DNA taşıma kapasitesi üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Katyonik lipitler ve lipozomlar terapötik amaçlı DNA-taşıyıcılar olarak kullanılabiliyor. Katyonik lipitlere genel olarak “lipopleks” adı verilmektedir. Ancak bu ve benzeri taşıyıcıların biyokimyasal fonksiyonları tam bilinmiyor.  Taşınmada endositoz temel yol olmakla birlikte,  endozomal bölümlerden DNA/RNA kaçışı en önemli sorundur. Lipopleksler hücreye girdikten sonra, yapısal değişime uğrarlar ve DNA ayrılarak endozomal zarlara bağlanarak transfer olabilir.

Yıkılabilir nanopartiküller arasında polinükleotit bağlanması yapacak bölgeleri olan çeşitli moleküller bulunur. Poly(D,L-Laktik asit) ve Poly(L) lizin-graftı polisakarit polimerleri bu tipte moleküllere örneklerdir. 60nm çapta olan nanopartikülün yüzeyinde polisakaritler bulunabilir ve bunlar lektin gibi agregat oluşumunu sağlayan moleküllere bağlanabilirler.

Diğer bir grup ise katyonik amino grupları olan silika partikülleridir. Bu partiküller modifiye edilerek DNA’nın enzimatik yıkımdan korunmasında ve hücresel taşınmasında fonksiyonel hale getirilmişlerdir. Bu partiküllerin kendi kendine misel oluşturma özellikleri DNA dışında ilaç transferinde de kullanımlarını sağlamaktadır. Ayrıca, organik grupları modifiye edilerek belli moleküllere hedeflenebiliyorlar.

Örnek olarak, ORMOSİL (Organik modifiye silika) adı verilen nanopartiküller Drosophila (böcek) larvalarına yedirilerek, beyinlerine transfer edildi ve floresan proteinler aracılığıyla real-time gözlenebildi. Ayrıca bunlar dokuya toksik olmadıklarından uzun süre varlıklarını sürdürdükleri konağa da zarar vermediler. Ormosil gibi nanopartiküllerin gelecekte belli beyin bölgelerinde yapılacak hedeflenmiş tedavilerde kullanım potansiyelleri bulunmaktadır (Barandeh ve ark., 2011).    

Advertisements