Amerikanın orta-batısında haftalardır süren kuraklık tahıl fiyatlarının artmasına yol açtı (Mayıs ayında 700 dolar civarında olan buğdayın birim fiyatı  930 dolara dayandı).  Mısırdan sonra soya fasulyesinde de Chicago borsasında rekor fiyatlardan söz ediliyor. Esasen Michigan, Indiana ve  Ohio’daki tarlaları etkileyen bu kuraklık uzun süre yağışların kesilmesiyle gelişti. Kuraklık güneydeki arazilerin  %60’ına yayıldı ve USDA (Amerikan Tarım Bakanlığı) 39 bölgeyi “doğal afet bölgesi” ilan etti. 

Tahıl fiyatlarındaki bu artış  öncelikle önümüzdeki yıl et ve et ürünlerine yansıyacak. Çünkü mısır dünyada tüketilen hayvan yeminin üçte ikiden fazlasını oluşturuyor.  Amerikan mısırının %40’ı etanol yapımında kullanılıyor ancak stoklar henüz panik yaratacak  düzeyde değil.  Amerika ayrıca dünyadaki mısır ihracatının büyük bölümünü yapıyor. Avrupaya soya ihraç ediyor.  Buğday üreticileri arasında da ilk sıralarda (Rusya ve Çin ile birlikte). Rusya bu tipte bir kuraklığı 2010 yılında yaşamış ve buğday ihraç etmeyeceğini açıklamıştı. O tarihte de buğday fiyatları tavan yapmıştı. Rusyanın ancak kendi kendine yeterli olabilecek stoklarını kapatması bir panik havası yaratmıştı. Çünkü gerek Rusya gerekse Amerikayı diğer ülkelerden ayıran bir fark var. Her iki ülke de “ihracatçı”. Yani “grains” adı verilen temel tahıl ürünlerini dış pazara verebilecek kapasitedeler. O nedenle Amerikadaki bu kuraklığın faturası özellikle Afrika ve Orta Doğu  ülkelerine çıkabilir.       

Türkiye buğday konusunda kendine yeterli bir ülke olmasına karşın, en son 2008’de güneydoğuda ciddi bir kuraklık yaşadı. Bu ani sıcaklık artışı bir çok  ekim alanında hiç ürün alınamamasına yol açtı. Hatta o yıl et fiyatlarında büyük artış görüldü ve Türkiye dışarıdan et ithal etti. Bu durum kuraklığın ani şekilde gelebileceğini ve  bu temel besin maddesi konusunda temkinli olmamız gerektiğini göstermekte. Bu gelişmeler aynı zamanda  genetiği değiştirilmiş kuraklığa dayanıklı bitki geliştirme çalışmalarını da gündeme getiriyor. Stres zaten uzun süredir  “bitki biyoteknolojisi”nin “hot” konularından  biri.  Bir yandan araştırma laboratuarları temel çalışmalar yaparken, Monsanto ve Syngenta kurağa dayanıklı çok sayıda mısır hibritlerini klasik yöntemlerle geliştirilmekte.  Transgenik ya da hibrit mısır çeşitlerinde verim düşük olsa bile ürün alabilme olasılığı ekstrem şartlar için bir parça ümit veriyor. Örneğin Bill&Melinda Gates Vakfı uluslararası tarım kuruluşlarıyla işbirliği yaparak bu hibrit tohumların 13 Afrika ülkesinde ekiminine aracılık ediyor. 

Sonuç olarak 2008, 2010 ve 2012 yılları kuraklık ve ani iklim değişimleri adına çok şey anlatmaktadır.

Advertisements