Cell Research dergisinde yayınlanan bir çalışmada  pirinçle beslenen deney hayvanlarında miRNA’nın absorblandığı ve hatta kandaki LDL reseptör proteinine bağlanarak onun gen anlatımını değiştirdiği (LDL atılımına neden olduğunu) çeşitli yöntemlerle gösterildi.  Bu çalışma besinlerle alınan miRNA’nın yüksek canlılarda gen anlatımını hedefleyebildiğini gösteren ilk çalışma olması bakımından çok önemli. MIR168a adı verilen bitkisel miRNA’nın pişirme sonrası dahi stabil olduğu, serum ve dokularda varlığı gösterilerek kanıtlanmış.

Bu çalışma şüphesiz besinlerin vücudumuzda yarattığı değişimi mikro seyiyede göstermesi bakımından çok değerli, bu alandaki tartışmalara da zemin olacaktır. Örneğin  “GDO’dan insana DNA geçer” diyenlere destek olabilir mi?….Çalışmada DNA değil miRNA’dan bahsediliyor,  insan kan ve dokularında pirinç yemesekde çok sayıda miRNA bulunuyor. Bakteri ve virüslerin DNA’sını da besinlerle vücudumuza alıyoruz. O zaman  beslenme süresince nükleik asitlerin geçişi söz konusu ve bunların bir kısmı vucutta “stabil” kalabiliyor, bunun RNA olması şaşırtıcı çünkü tek-zincirli ve daha kırılgan bir molekül..Diğer yandan bu moleküllerin hücresel metabolomikde bir yerlere entegre olması ve gen anlatımını değiştirmesi son derece ilginç.

 

Original Article

Cell Research (2012) 22:107–126. doi:10.1038/cr.2011.158; published online 20 September 2011

Advertisements