Bir araştırmanın başarısını etkileyen iki önemli faktör var: hız ve kalite. Temel bilimler ve Ar-GE çalışmalarında bu faktörlerin yükseltilmesi genel başarı oranını da artırmaktadır.  Bu süreci etkileyen faktörler : kurumsal, teknolojik, psikolojik ve eğitimsel olabildiği gibi içinde yaşanılan toplumun kültürel yapısı ve gelişmişliği de etkilemektedir.

 

Örneğin, deneye dayalı uygulamalı bilimlerde laboratuarlarda bilgi teknolojisinin yaratıcı bir şekilde kullanımı gereklidir ve bu konu genellikle üniversitelerde ihmal edilir. Oysa moleküler genetik laboratuvarlarında kullanılan bir çok alet verileri merkezi bir bilgisayara gönderecek şekilde üretiliyor.

 

Diğer konu, disiplinler arası işbirliği ve grup çalışmasının verimsizliği. Araştırma grupları bilimsel kültür ve yetenekleri bakımından farklı kişilikte insanlardan oluşuyor. Grup çalışması kimsenin çözüm getiremediği bir konu yada sorun ortaya çıktığında harekete geçecek ve çözüm üretecek birilerinin olması anlamına geldiğinden araştırma kalitesini etkiliyor. Ayrıca araştırma sürecinde değişik konuların çözümü farklı bilim dallarında uzmanlaşmış araştırmacıların katılımıyla kolaylaşacak ve en önemlisi hızlanacaktır.

 

Araştırmaları etkileyen sorunların başında: yetersiz iletişim, bireysellik, bilimsel bilginin yetersiz paylaşımı, motivasyon eksikliği, gruplaşma, eleştiri, bölümün içe dönük özelliği gibi bir çok faktörler var. Örneğin öğretim üyeleri arasındaki iletişimin yetersizliği, psikolojik ve sosyal temelli bir sorundur, çözümlenmesi kolay değildir. Teknik olarak baktığımızda Üniversite içindeki yazışmaların internet ağı üzerinden e-posta ile yapılması, bunları daha önce başarmış olan Avrupa ve Amerika üniversitelerinde altyapı harcamalarını büyük ölçüde azaltmıştır.

 

Temel araştırma mı? Endüstriyel araştırma mı? Bilimsel araştırmalar çok uzun yıllar disiplinli ve sabırlı çalışmalar gerektiren, doğa olaylarının temellerini inceleyen ve bu olayların değişkenlerinin açıklanmasına dayanan çalışmalardır. Bu araştırma sonuçları belli bir süre sonra üretime (rastlantısal olarak) yansır. Endüstriyel araştırmalar ise daha kısa vadelidir. Bu ikisi arasında sıkı bir bağ olduğundan temel araştırmalarda yatırım yapmayan ülkelerin ilgili alanlardaki pazar paylarını kaybettikleri görülür. Bu konuda ülkenin bilim politikasına bağlı- yapılacak düzenlenmeler araştırmaların başarısını doğrudan etkileyecektir.  

 

Araştırmacıların iş yükü: Üniversitedeki araştırmacılar laboratuarların yönetimsel ve idari işleriyle meşgul olmalarının yanı sıra eğitime harcanan zamandan dolayı araştırmaya daha az zaman ayırmaktadır (Tubitak Arbis). Dolayısıyla üniversite araştırmaya ayrılan zamanın artırılması için çözüm bulmalıdır. AR-GE için ayrılan zaman konusunda Tübitak tarafından ayrıntılı veriler bulunmakta.

 

Toplumsal çevre. Eğitimin toplumsal faktörlerle bağı karmaşık bir konudur. Batı toplumlarında Rönesans hareketiyle başlayan modern bilim günlük alışkanlıkları etkilemiştir. Bunlardan biri batıdaki sanayi devrimi sonucu zaman kavramının ön plana çıkması ve hayatın planlanması konusunun alışkanlık haline gelmesidir. Ailenin ekonomik  ve günlük yaşamı planlama alışkanlığı bireye aktarılabilir. Fakat plansızlık da bir alışkanlıktır ve bireyden sökülmesi zordur. (Örnekleri toplumumuzda sıkça görülür).

 

Yine ABD’de  yaygın olan sahte bilimin yazılı ve görsel medyada yer alması ve medyayı arkasına alması bilimsel çevrede yer alan insanları toplumdan uzaklaştırmakta ancak bu insanların aslında toplumla organik iletişim bağlarını koparmadan sahte bilim karşıtı bildirimde ve bilgilendirmede bulunmaları önemli bir gerekliliktir.  

 

Türkiye’deki eğitim Fransa’dan uyarlanmış matematik ağırlıklı ve bunun sonucu olarak  tümdengelime yönelik yapıdadır . Bu eğitimde  el becerisi, daha iyi görebilme (anlayış), bizi çevreleyen dünya ile ilgilenme ihmal edilmektedir. Dolayısıyla bugünde tanık olduğumuz “merak etmeyen” bir toplum yapısı ortaya çıkar.

 

Sonuç olarak araştırmacının başarısını etkileyen faktörler kişinin kendinde başlayıp, kurumuna, eğitimine ve sosyal-psikolojik yetiştirilme tarzına kadar uzanmaktadır.  Temelde, sadece bir yeteneğin geliştirilmesine ve öğrencilerin bu yeteneğe göre değerlendirilmesine dayanan eğitim anlayışı, değişik yeteneklerin ve bakış açılarının hem düşünsel hem de edimsel pratiklerle geliştirilmesine dayanan bir eğitimle değiştirilmelidir.  Bilimsel araştırmaların hızlı ve kaliteli bir şekilde yürütülmesini engelleyen sorunlar sadece ekonomik iyileştirmelerle çözülemezler.

 

Kaynaklar.        

 

Advertisements