Kanser genom atlası projesinin şu anki sonuçlarına göre 100 yeni mutant gen bulundu. Her bir mutasyonun (DNA’daki değişim) ilaç araştırmalarında yeni bir hedef sunacağını belirten araştırıcıların başında Andrew Futreal  (Wellcome Trust Sanger Enstitüsü,
Cambridge) bulunuyor. Bulgular Nature dergisinde (March issue 8 ) yayınlanacak.

Geçen yıllarda 350’ye yakın kanserle bağlantılı gen tespit edilmiş ancak bunlar ayrı ayrı araştırmacı gruplarının tek genler üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucu ortaya çıkarılmıştı. Halen sürmekte olan bu projede ise farklı bir strateji izleniyor. DNA dizilemesi zaten tamamlanmış olan insan genomu kullanılarak kanserli hücrelerle sağlıklı insan hücreleri karşılaştırılıyor ve farklılık gösteren (DNA’daki anormallikler) bölgelere bakılıyor.

İnsan genomu çok büyük olduğundan (yaklaşık 3 milyar baz)  şimdilik sınırlı bölgelerdeki değişimlere bakılabiliyor. Örneğin kanserle yakından ilgili olan yaklaşık 500 protein kinaz ailesi bu şekilde taranıyor. Bu proteinler hücrede büyüme ve farklılaşma gibi yaşamsal fonksiyonlarının yanısıra  hücrenin “bölünmesine” “yaşamasına” yada “ölümüne” karar verirler . İşte böyle bir kinaz geni mutasyon geçirirse önceden kontrollü giden süreçler bozulmakta ve vücut için hayati önemi olan “programlı hücre ölümü“ dediğimiz durum ortadan kalkmaktadır.

old.jpg 

Projede 500 kinaz proteinini kodlayan 1.3 milyon bazlık DNA bölgesi taranmış ve bunların 200 çeşit  kanserle bağlantısı çözülmüş durumda. Bu kanserlerin başında kolon, meme, mide, beyin ve böbrek bulunuyor. Sonuç olarak sadece kanserli hücrelerde rastalanan 1007 yeni kinaz mutasyonu bulunmuştur.

Bu mutasyonların 1000’i ayrıntılı araştırıldığında 100 tanesinin YENİ kanser genleri olduğu ortaya çıkmış. Genellikle gen sayısı mutasyon sayısından daha az, kanserle bağlantılı mutasyonlara bu nedenle “yolcu mutasyonlar” deniyor.

Yolcu mutasyonlar bazen kansere neden olmayabiliyorlar ama bu yol üzerinde otostop yapıyorlar.  Yeni bulunan genler ise tamamen “sürücü” konumunda. Yani hücrenin normal gidişatını bozarak anormal bölünmeyi başlatıyorlar.               

Bazı kanserler (akciğer tümörlerinde olduğu gibi) çok sigara içildiğinden yada diğer DNA bozucu karsinojenlerden dolayı çok sayıda mutasyon taşımaktadır. Bazı diğerleri ise (Testiküler kanser) çok daha az genetik bozulma taşıyor. Bu nedenle yapılan çalışmaların çok daha karmaşık sonuçlara gideceği gibi bir öngörü vardır. 

Bu proje ile hangi genlerin ve  genetik yolların kanseri geliştirdiğine ilişkin bir harita oluşturulabilirse yeni ilaçların ve tedavilerin tasarımı sağlanabilecektir. “Gleevec” buna iyi bir örnek.  Bu ilaç lösemideki bozuk kinaz yolunu hedefleyerek kronik lösemi hastalarına umut vermişti.

dna-gel.jpg

Advertisements